Bu kadarı belli mihrakların harekete geçmesine yeterdi.
Geçtiler de...
Bir gece içinde Türk kamuoyu "iki assubayın özel görevle gittikleri Fatsa'da kaçırıldıkları", "Mekanize birliklerin İlçeyi kuşattığı", "Fatsa'da bir süreden beri 'Yeni bir düzen' kurulduğu ve, güvenlik kuvvetleriyle adaletin görev yapamadığı", "Genel Kurmay Başkanının Fatsa'ya gideceği", "Nokta operasyonu adı verilen planı uygulayacak birliklerin Fatsa'da kamu düzenini yeniden kurup, arananları bulduktan sonra ilçeden çıkacağı" vb. haberler ile (iri gazete manşetleri, dev Fatsa fotoğrafları yoluyla, hem de "Olaylardan 24 saat önce Fatsa" resim altlarıyla ve Fatsa'da kızılca kıyametin kopacağı varsayımıyla) karşı karşıya bırakıldı.
Demirel'in balonu o kadar büyüktü ki, adeta kendiliğinden patladı.
Ertesi günü Fatsa'ya koşuşan gazeteciler bir ikinci kanlı Kızıldere olayı ya da Paris komünü başlangıcı ile karşılaşmak yerine, olaysız ve barış içinde bir Fatsa ile buluştular. Ne kaçırılan assubaylar vardı, ne de baskı altında sinmiş ve korkmuş Fatsalılar. Gayretkeşliği bilinen Ordu Valisi bile, iki assubayın kaçırıldığı ve Fatsa’nın silahlı kuvvetlerce sarıldığı haberlerini yalanlamak zorunda kaldı. İçişleri Bakanı "Fatsa'da herhangi birşey yoktur." dedi. Gerçeklerle, yayınları ters düşen bazı gazeteterin temsilcileri Fatsa'lılardan özür diledi.
Bu arada ülkenin 1 No'lu sorumlusu, Çankaya'daki Cunhurbaşkanlığı konutundan çıkarken, bir gazetenin muhabirine şu sözleri söyledi:
"Fatsa'da l4 Ekim 1979 seçimleri öncesinde de rahatsızlıklar vardı. 14 Ekim seçimlerinden sonra bu rahatsızlıklar devam etti.Öteyandan, AP'nin Fatsa ilçe başkanının "bizim ilçemizde kan yok, ateş yok, barut yok", CHP’nin Fatsa ilçe başkanının "Fatsa’da komünist işgali yoktur, halk vardır, asker ilçeye gelebilir, aramatarama yapabilir.", MSP'nin Fatsa ilçe başkanının "Değişik görüşlerle her zaman bir aradayız, İlçede zorlama yok, tazyik yok." biçimindeki sözleri gazetelerde haber başlığı oluyordu.Bunlar kimsenin meçhulü değildir. Daha birkaç gün evvel Çamaş'ta Jandarma başçavuşunu şehit ettiler. Aybastı'da cinayetler işlendi. Binaenaleyh yurdun bu köşesinde vatandaşı rahatsız eden bir durum vardır. Bu durum kesinlikle ortadan kaldırılacaktır. Kanun ve nizam hakimiyeti etkisiz tesis edilecektir. Devlet, vatandaşı her yerde rahatsız edenleri biliyor. Niçin rahatsız etiklerinide biliyor. Devletin kudreti karşısında vatandaşı rahatsız edenlerin sayısı devede kulaktır. Sadece devlet, eşkiya gibi hareket etmediği ve edemediği için, kanunlara ve nizamlara mutlak sadakatle hareket ettiği için bazı rahatsızlıklar oluyor. Türkiye'yi huzur ve sükuna mutlaka kavuşturacağız.
Devletin karşısına kimse çıkamaz ve duramaz. Devlet masum vatandaşın hak ve hukukunu savunuyor. Eşkiyayı korumaya kimse kalkmamalı".
Demirel "Çamaş'ta Jandarma başçavuşunu, şehit ettiler" derken Fatsa AP ilçe başkanı "Çamaş’taki olayları faşistler çıkarmıştır." diyordu.
Fatsa olayının ayrıntıları gazetelerden yeterince izlenebilir. Şişirilen Fatsa balonunun yankıları daha bir süre sürecek, belki de "Fatsa'da birşeyler olduğu" izlenimi yaratılmaya ve yeni balonlar şişirilmeye çalışılacaktır.
Bu oyunlar ülkemizde ne ilk ve ne de - ne yazık ki - sondur.
Ama şurası apaçık bellidir ki; Fatsa'nın üç siyasi parti ilçe başkanının "Her yerde kan var. Biz burada huzur içindeyiz." ortak tümcesinde yansıtılan gerçek, Demirel iktidarının rahatsızlığı olmuştur.
Ve, şişirilen Fatsa balonu öylesine patlamıştır ki, geride toplu iğne başı kadar bir nokta kalmıştır.
NOT: Bu yazı Fatsa'daki son gelişınelerden önce yazılmıştır.
E.G.S.
FATSA AYIBI,
Mümtaz Soysal, 15 Temmuz 1980, Milliyet
Bir Yerel Yönetim Deneyi