EK

    GRUP HALİNDE EVLİLİK ÜZERİNE YENİ BULGULANMIŞ BİR OLGU

            


            GRUP halinde evliliğin, bazı rasyonalist etnograflarda bir süreden beri moda olan yadsınması karşısında, Moskova'da yayımlanan, eski takvime göre 14 Ekim 1829 tarihli Ruskiye Vedomosti'den çevirdiğim aşağıdaki raporu okumak ilginç olacaktır. Bu raporda yalnızca grup halinde evliliğin, yani bir dizi erkek ile bir dizi kadın arasında karşılıklı cinsel ilişki hakkının değil, ama bu evliliğin Havai adalarındaki punaluen (ortaklaşa) evliliğe, yani grup halinde evliliğin en gelişmiş ve en klasik evresine çok yakın bir biçiminin de geçerlikte bulunduğu saptanıyor. Punaluen aile tipi, bir dizi anabir ya da daha uzak kız kardeş ile evlenmiş bulunan bir dizi (anabir ya da daha uzak) erkek kardeşten bileşirken, burada, Sahalin adasında, bir erkeğin, erkek kardeşlerinin bütün karıları ve karısının bütün kızkardeşleri ile evlenmiş bulunduğunu görüyoruz ki, bu durum, kadın açısından, kadının, kocasınin erkek kardeşleri ve kız kardeşlerinin kocaları ile özgürce cinsel ilişkilerde bulunina hakkına sahip olduğu anlamına gelir. Punaluen evliliğin klasik biçimi ile olan tek ayrım, buna göre; kocanın erkek kardeşleri ile kız kardeşlerinüı kocalarının zorunlu olarak aynı kişiler olınarnalarıdır. Ayrıca burada, benim, Ailenin Kökeni'nde (4.baskı, s. 28-29) yazdığım şeyin doğrulanmış olacağını da belirtelim: Grup halinde evlilik, bizim darkafalı burjuvanın genelevlerde beslenmiş imgeleme yetisinin ona düşündürdüğü şeye hiç benzemez; grup halinde evlilik eşleri, onun gizlice yaşadığı bozuk yaşamı açıkça sürdürmeler, ama bu evlilik biçimi, -hiç değilse bugün bile görülebilen örneklerinde-, biraz daha gevşek bir iki başlı evlilik ya da çokeşlilikten, bir dizi durumda, pratik olarak, başka yerde sert bir biçimde cezalandırılan cinsel ilişkilere, burada töre tarafından izin verilmesi olgusu ile ayrılır. Bu hakların pratik uygulamasının giderek yokoluşu, seyrekliğinin de doğruladığı gibi, yalnızca bu evlilik biçiminin ortadan kalkma yolunda olduğunu tanıtlar.
            Öte yandan, aşağı yukarı aynı gelişme düzeyinde bulunan ilkel halkların toplumsal kurumlarının, ana çizgileri bakımından ne kadar benzer, hatta özdeş olduklarını bir kez daha gösterdiği için, tüm betimleme ilginçtir. Burada Sahalin Mangolsuları üzerine söylenenlerin büyük bölümü, Hindistan Dravid aşiretlerine, bulundukları sıralardaki Okyanusya adalılarına, Amerikan kızılderililerine uygulanabilir. İşte rapor:
            "Moskova Bilim Dostları Derneği insanbilim bölümünde, N.A. Yançuk,10 ekim (yeni takvimde 22 Ekim) tarihli oturumda, Sternberg'in, Sahalin adasının, yabanıl kültürel aşamada bulunan pek tanınmamış bir aşireti olan Giliyaklar üzerine ilginç bir tebliğini okudu. Giliyaklar ne tarım bilirler, ne de çömlekçilik; başlıca avcılık ve balıkçılıkla geçinirler; suyu, içine kızgın taşlar atarak, tahta teknelerde ısıtırlar, v.b.. Aile ve gens kurumları özellikle ilginçtir. Giliyak, yalnızca kendi babasına değil, ama babasının bütün erkek kardeşlerine de baba der; annesinin kız kardeşlerini olduğu gibi, babasının bu erkek kardeşlerinin karılarını da, anne diye çağırır; bütün bu "baba"ların ve bütün bu "anne"lerin çocuklarını da, kendi erkek ve kız kardeşleri bilir. Bu adlandırına, bilindiği gibi, İrokualar ve öbür Kuzey Amerika yerli aşiretleri ile, bazı Hindistan aşiretlerirıde de böyledir. Ama bütün bu halklarda, bu adlandırma, uzun süreden beri, artık gerçek ilişkilere uygun düşmediği halde, Gilikyalarda, bugün deçerli bir durumu belirlemeye yarar. Bugün de, her Gilikya erkeği, erkek kardeşlerinin karıları ile karısının kız kardeşleri üzerinde kocalık hakkına sahiptir: herhalde, bu hakların kullanılması yasak bir şey olarak görülmez. Gens temeli üzerinde grup halinde evliliğin bu kalıntıları, iyi bilinen ve yüzyılımızın ilk yarısında Sandwich adalarında hala varlığını sürdürmekte olan ortaklaşa evliliği anımsatırlar. Bu ailesel ve gentilice ilişkiler biçimi, Giliyaklardaki tüm gentilice düzen ve toplumsal örgütün temelini oluşturur.
            "Bir Giliyak erkeğinin gensi, babasının tüm -yakın ya da uzak, gerçek ya da itibari- erkek kardeşleri, bunların babaları ve anneleri (?), kendi erkek kardeşlerinin çocukları ve kendi öz çocuklarından bileşir. Bu biçimde kurulmuş bir gensin bir dolu üye içerebileceği kolay anlaşılır. Gens içindeki yaşam, şu ilkelere göre oluşur: Gens içinde evlenme, kesinlikle yasaktır. Bir Giliyak erkeğinin dul karısı, gens kararı ile, ölenin gerçek ya da itibari erkek kardeşlerinden birine geçer. Gens, çalışma yeteneğini yitiren tüm üyelerinin bakımını kendi üstüne alır. Bir Giliyak, raporun yazarına: "Bizde yoksul yoktur" der; "güç duruma düşen herkes, şal (gens) tarafından beslenir." Öte yandan, gens üyeleri, dinsel tören ve bayramlar ortaklığı, ortak bir sinlik vb. aracıyla birleşmiş bulunurlar.
            "Gens, üyelerinin herbirine, kendi üyesi olmayan kimselerin saldırılarına karşı yaşam ve güvenlik güvencesi verir; kan davası bir cezalandırma aracı sayılır, ama bununla birlikte, uygulanması, Rus egemenliği altında son derece azalmıştır. Kadınlar gentilice kan davasından tamamen dıştalanmışlardır. Bazı çok seyrek, yalıtık durumlarda, gens öbür genslerden de üye alır. Genel kural, servetin gens dışına çıkmasını ister; bu bakıma, Giliyaklarda, Oniki Levha'nın ünlü buyruğu harfi harfine hüküm sürer: Si suos heredes non habet, gentiles familiam habento -, eğer kendi mirasçısı yoksa, mirası gens üyelerine kalacaktır. Gens katılmaksızın, Giliyakın yaşamında hiçbir önemli olay olmaz. Daha o kadar uzak olmayan bir zamana, bir ya da iki kuşak öncesine kadar, gens üyelerinin en yaşlısı, topluluğun başkanı, gensin "staroste"u idi; günümüzde, gens duayeninin rolü, hemen salt dinsel törenlerin yönetimi ile sınırlanır. Gensler, çoğu kez birbirinden çok uzak yerlere dağılmışlardır, ama ayrılıklarına karşın, gens üyeleri birbirlerini anımsamaya, birbirlerine konukseverlik göstermeye, karşılıklı yardımlaşma ve korumaya vb. devam ederler. Çok büyük bir zorunluluk olmadıkça, Giliyak erkeği hiçbir zaman kendi gensinin üyelerini, kendi gensinin sinlerini (kabirlerini) bırakmaz. Gentilice düzen, Giliyakların tüm tinsel yaşamına, törelerine, kurumlarına çok belirgin bir damga basmıştır. Her şeyi ortaklaşa konuşma alışkanlığı, durmadan gens üyelerinin çıkarlarına çalışma zorunluluğu, kan davası dayanışınası, büyük deri çadırlarda on ya da daha çok kişi birlikte oturma yükümlülük ve alışkanlığı, bir başka deyişle, deyim yerindeyse hep halkın arasında olma yükümlülük ve alışkanlığı, bütün bunlar Giliyaka toplumcul, açık yürekli bir nitelik kazandırmıştır. Giliyak son derece konukseverdir, konukları ağırlamaktan hoşlanır. Güzel konukseverlik töresi, kendini güç zamanlarda çok parlak bir biçimde gösterir. Bir yıkım yılında Giliyak, evinde ne kendisi, ne de köpekleri için yiyecek hiçbir şeyi bulunmadığı zaman, sadaka toplamak için el açmaz; çekinmeksizin, konukluğa gider, ve onu, çoğu kez hayli uzun zaman beslerler.
            "Sahalin adasındaki Giliyaklarda, deyim yerindeyse, kişisel çıkar gözeten suçlar işlenmez. Giliyak, hazinelerini, hiçbir zaman kapalı bulunmayan bir yedeklikler ambarında saklar. Giliyak, yüzkarası karşısında öylesine duyarlıdır ki, utanılacak bir davranışı ortaya çıkar çıkmaz, ormana gider ve kendisini asar. Cinayet çok seyrektir ve hemen yalnızca öfke sonucu işlenir; ama kazanç nedeni ile hiçbir zaman insan öldürülmez. Başkası ile ilişkilerinde, Giliyak dürüstlük, anlayış ve doğruluk gösterir.
            "Çinlileşmiş bulunan Mançulara uzun süren bağımlılıklarına karşın, Amur topraklarının yurtlandırılmasının (colonisation) uğursuz etkisine karşın, Giliyaklar, ahlak bakımından, ilkel bir aşiretin tüm erdemlerini korumuşlardı. Ama toplumsal düzenlerinin yazgısı yazılmıştır. Bir iki kuşak sonra, kıta Giliyakları tamamen ruslaşacak ve uygarlığın bütün iyilikleri ile birlikte, kusurlarını da paylaşacaklardır. Rus yurtlandırma merkezlerinden az çok uzakta bulunan Sahalin Giliyakları, biraz daha uzun bir süre arı durumunda kalma olanağına sahiptirler. Ama orada bile, Rus yakınlığının etkisi kendini duyurmaya başlar. Ticaret için köylere gelirler. Nikolayevsk'e çalışmaya giderler, ve ba işten doğduğu topraklara gelen her Giliyak; işçinin kentten kendi Rus köyüne getirdiği havanın tıpkısını getirir. Üstelik, kentteki çalışma, değişken rastlantıları ile, bu halkİarın çok yalın ve doğal bir nitelik taşıyan iktisadi yaşamlannın egemen bir özelliği olan o kökensel eşitliği de gitgide ortadan kaldırır.
            "Bay Strinberg'in dinsel fikir ve töreler üzerine, hukuksal kurumlar üzerine de ayrıntılı bilgiler içeren makalesi, Etnografya Dergisi'nde (Etnografitcheskoi'e Obozenie) in extenso yayımlanacaktır."