http://www.yeniyol.org/yeniyol/
Vedat Türkali’ye Yakışmıyor!
Ahmet Kale
Elimde Şubat 2005’de 2.
basımı yapılmış “Tüm Yazıları, Konuşmaları – Vedat Türkali” adlı kitap
var.
Kitap, Türkali Hoca’mızın çeşitli konulardaki yazı, konuşma ve
polemiklerinin derlenmesinden oluşmuş.
Amacım; burada, kitaptaki yazı ve
polemiklerin değerlendirmesini yapmak değil. Ancak, “Sol İçinde Solcu Mc
Carthyizm” başlıklı yazısındaki Dr. Hikmet Kıvılcımlı değerlendirmesi için
diyeceklerim var.
Yazı; Yalçın Küçük’ü eleştirmek için yazılmış gibi
görünse de, okunduğunda asıl, ya da belirtilmeyen amacın Dr. Hikmet
Kıvılcımlı’ya sataşma olduğu açıkça görülüyor.
Yazının daha başlarında,
Y. Küçük’le karşılaştıklarında, ona; “Şimdi size birşey söyleyeceğim ya, sakın
bunu övgü diye almayın! Dr. Kıvılcımlı’ya benzeyen bir yanınız var: Siz de onun
gibi, pek iyi bilmediğiniz konularda bir noktayı parmağınıza dolayıp
spekülasyonlara kalkıyorsunuz.” (abç) dediğini aktardıktan sonra, biraz aşağıda,
Kıvılcımlı için;
“Doktor Hikmet Kıvılcımlı arkadaş, Marksist düşünmenin
doğmatik kalıplara dönüştürüldüğünü, bir tür Marksist Ortaçağ yaratılmış
Stalinci Komintern dönemlerinde, Parti disiplininin sınırlarını da zorlayarak,
özgün düşünce, irdeleme araştırma uğraşı vermiş, Türkiye’deki Marksist düşünceye
tarih boyutunu getirmiş, bunu da en ağır cezaevi koşullarında, her türden
yoksulluk içinde gerçekleştirmiş, bu konularda yazılı basılı bir sürü yapıt
bırakmış tek kişidir.” (abç) diyor.
İşte! Diyoruz. Türkali Hoca’mız,
Yalçın Küçük’e haddini bildirecek! Ama iki satır sonra Türkali’nin asıl
niyetinin o olmadığını anlıyoruz. Bakın ne diyor?
“Akıl almaz
çalışkanlığıyla üreticiliğindeki kusuru, o ağır koşullarda doğal olan belge
eksikliğini, spekülatif düş gücüyle doldurmaya kalkışmasıdır. Yazık ki zamanla
alışkanlığa da dönüşmüştü bu. ‘Ordu kılıcını attı’ bildirisi, yeterli kanıt
beklemeyen aceleci tutumunun tipik siyasal belgesidir. Bu konuda epeyi örnek
verilebilir.”
Şimdi adı geçen bildirinin neresinde spekülatif düş
gücüyle doldurma olduğunu açıklayıp diğer örneklere geçecek diye beklemeyin
boşuna. Hoca işi bitirdi bile. Ancak, bunun, bırakın Türkali’yi, herhangi bir
namuslu insana yakışıp yakışmadığını sorgulamak da bizim işimiz.
Şimdilik
aklımıza geliveren soruları hocanın yüzüne karşı, kendisi sağken
sıralayalım:
Kıvılcımlı, yukardaki alıntılarda belirttiğiniz saygınlıkta
tek kişi ise, sataşmayı değil incelenip değerlendirilmeyi, eleştirilmeyi hak
etmiyor mu?
Saygı taşıyan ifadelerinizden anlaşıldığına göre hak ediyor.
O zaman sizin gibi incelemeci, araştırmacı ve çok yazan birinin, saygı duyduğu
Dr. Hikmet Kıvılcımlı hakkında “belge eksikliğini, spekülatif düş gücüyle
doldurmaya kalkışması” gibi söylemlerde bulunmak yerine “şu şu eserlerinde şu
türden spekülatif düş gücüyle doldurmalar var, bunlar hayal mahsulüdür.” diyerek
somut örnekler göstermesi ve bunları düzeltmesi gerekmez miydi?
Öte
yandan, bu, Kıvılcımlı’da bir alışkanlık haline de gelmişse ve siz de bunları
tesbit etmişseniz, bu durumda saygı ifadeleri kullanmak niye? Neden böyle bir
alışkanlığa saygılı ifadelerle yaklaşıyorsunuz?
Tek somut örnek diye
verebildiğiniz “Ordu Kılıcını Attı” yazısına, yukarda da değindiğimiz gibi
inceleyici, araştırıcı, dönemin şartlarını değerlendirici bir şekilde yaklaşmak
yerine, yazıdaki, sizin deyiminizle alışkanlık haline gelen eksikliği gidermek
yerine pek çok benzeriniz gibi, deyinip geçerek neden kafa karıştırıyorsunuz?
Böylece, sürü sepet yapılan spekülasyonlara katılıyorsunuz, çanak
tutuyorsunuz.
“Ordu Kılıcını Attı” ve başka bir çok yazı ve eserinin yer
aldığı Öner Gürcan Kütüphanesi, her türlü spekülasyonu önlemek için çok iyi bir
kaynak değil mi? Size de tavsiye ederiz.
Sonuç olarak, Sayın Türkali,
burada yazdıklarınız, sizin spekülatif düş gücünüzün ürünleri değilse, sizden bu
konuda inceleme, araştırma, değerlendirme beklemek tüm okurlarınızın hakkıdır.
Başka türlüsünü yakıştıramıyorum. Dilim varmıyor...
Ahmet
Kale