DÖNGELE DEVLET!
Köy yaşamını yakından bilmeyenler en azından
Yaşar Kemal’in romanlarını okumuş olmalılar.Yaşar Kemal eski romanlarında
Çukurovayı anlatırken, yazın bitimiyle birlikte döngelelerin hareketini de uzun
uzun anlatır.Döngelelerin en büyüklerinin çapları bir metre kadar olan kurumuş
ve şemsiye gibi bitkleridir. Köksüz, zayıf ve hafif olmaları nedeniyle dış
etkenlere göre hareket ederler. Hafif bir rüzgardan etkilenerek
yuvarlanırlar.
Döngelelerin bu kısa tanımından sonra, dünyadaki
“devlet” ve yeni bir tip devlet olarak dayatılan “döngele devlet”ti tanımlama
gerekli olmaktadır.
Devlet bildiğimiz gibi sınıfsaldır, temsil
ettiği sınıfın çıkarlarını korur ve karşıt sınıfların ve güçlerin üzerinde baskı
uygular. Bu tanım kapsamında bütün devletler, temsil ettikleri sınıflar için
demokrasi, karşıt sınıflarada diktatörlük aracı rolünü oynarlar. Devletlerin,
“demokratik” uygulamaları ve yasallık içinde kalmaları, temsil ettikleri sınıfın
diğer sınıflarla uzlaşılırlığı ölçüsünde olmaktadır.
Bugünün pek
çok devleti, salt kendi iç ilişkilerine tutunan ve iç ilişkilerine dayanan
araçlar değildir elbette. Yine pek çok devletlerin, dış ilişkilere, emperyalist
bir devlete, dayanrak, tutunmaları iç ilişkilerinden daha belirgin bir olgudur.
Doğal olarak dış desteklere dayanmayı esas alan devletler, kendi ulusundan ve
halkından koparak kaba bir baskı gücü haline dönüşür. Bu devletler, bir anlamda
boşluğun üzerine oturur. Üzerinde durdukları zeminin altları oyulmuştur. Her an
göçürülebilir durumda kaderlerini bekler. Göçmeleri, bağlı oldukları
efendilerinin rızasına kalmıştır. İşaret verildiğinde “yer ile yeksan”
olmaktalar.
Eski sömürge ve yarı-sömürge devletleri, dışsal ve
içsel zorluklarına rağmen, iç ilişkilerinde dayandıkları bir zemin vardı. Bugün
durum çok farklı. Farklı uluslardan, halklardan ve farklı etnik guruplardan
oluşan pek çok birleşik devletler, devletçiklere bölünerek parçalanma süreci
içine sokulmasıyla birlikte, süper emperyalist ABD’nin manevra alanını genişlmiş
ve kendi güdümünde yeni devletler oluşturmuş ve bu kukla oluşumları bütün
dünyaya yaymanın dayatması içindedir.
ABD bağımlısı yeni tipteki
devletlerin, tarihsel köklerinden yoksun, ulusal olma sürecini tamamlayamamış,
tamamen dışsal zorlamalarla yaratılmış olması ve yönetim deneyimi eksikliği, iç
istikrarsızlığı, bu devletleri daha bağımlı bir ilişkiye zorlamaktadır.Yeni
tipte sömürge ve kukla devlet olarak, emperyalist sistemle ilişkileri,
mecburiyet ve mahkumiyet ilişkisi durumundadır. Hiç bir gelişme ve yenilenme
olanakları olmadığı için bu tip devletleri “döngele devletler” olarak
tanımlamaktayız. “Döngele devletler” çok özel yapıları nedeniyle incelenmesi ve
üzerinde durulması gereken bir devlet biçimidir. ABD eğemenliğinin yagınlaşması
ölçüsünde yaygınlık kazanma olasılığı yüksektir.
“Döngele
devletler”, iki yönlü zayıflık içindeler; Bir yandan dış bir gücün her an
çekilebilecek desteğine bağlı olmaları, diğer yandanda ulusunda, halkından ve
yaşadığı coğrafyanın bütününden kopmuş olmaları en belirdin yanlarıdır. Bu
devletler genellikle bağlı oldukları emperyalist devletin emriyle yıkılırlar.
Yıkıcısı sadece işaret verir ve yıkılırlar.Onu yıkan görünüşte “halk”
olmaktadır. Emperyalist güç, sadece izler. Kavga ve kargaşa çıkartarak, kavgayı
bastırmak için, “özgürlük ve demokrasi” ve “teröre karşı” bayrağıyla, kendine
müdahale “hakkı” yaratarak devreye girer.
“Döngele devletlerin”
iç işlevi, dış emperyalist devletin çıkarına endekslenmiştir. Bu devletler
eskinin koprador karekterli devletlerinden de farklıdır. Komprador devletlerin,
baskıcı politikaları, emperyalizm tarafından desteklenirdi. Emperyalizme
bağımlılıklarından elde ettikleri olanakların bir kısmını iç ilişkilerini
düzenlemeye harcarlardı.
Döngele diye tanımladığımız devletler,
çok daha biçare ve entegre devletlerdir. Biçare olmalarnın sebebi
döngeleleşmeleri, yani savrulmaya açık hale gelmeleridir. Bir anlamda hem içte,
hemde dışa karşı kendilerini savunacak mecalleri yoktur.
ABD
emperyalizminin bugünkü hedefi, “döngele devletleri” hem savunmak, hem de
savurmaktır. “Döngele devletleri”, savururken diğer devletlere de gözdağı verir.
Çünkü emperyalizmin hedefi, dünyadaki çok sayıda devleti “döngeleleştitmektir”.
Bunun için bir dizi tuzaklarla ulus devletlerin altlarını
oyar.
Ulus devletleri, tuzağa çekmenin en etkin yolu, ulusal
varlıklarından vazgeçirmek. Ulus devletlerin geniş ekonomik kaynakları
özelleştirme ve borçlarla yağmalanır. Devlet ekonomik alandan çıkarılır. Kendine
ait olan sınırlı kültürüyle boğuşturulur. Ekonomik alanın yeni güçleri,
tekeller, ulus devleti, global ilişkiye sürükleyerek, siyasal süreci ulus
devletin tasfiyesinde kullanır.
Emperyalizmin “döngeleleştirdiği”
devletler bütün üretim süreçlerinden dışlanarak bir anlamda “katır devlet”
halini alır.Yani bütün üreme ve yenilenme işlevlerini yitirirler. Emperyalizmin,
“dünyayı düzenleme porojesi”, ulus devletlerin tasfiyesi, veya
“katırlaştırılması” süreciyle paralel yürümektedir.
Bugün ulus
devletler için en temel sorun, “döngele” olmama sorunudur. Bunun için klasik
ulus-devlet modelinde ısrar etmek ve ulus-devlet dengesini koruma, ulusal
devletin yapılanmasını geliştirmek ve onarımak daha da zorunldur. “Ulus
dvletler, “
“döngeleleşmeye” karşı kapsamlı ekonomik, siyasi, kültürel ve
halkçı projeler geliştirmek zorundadırlar. Ulusal devlet- modelinden
vazgeçildiği an, “döngeleleşmek” kaçınılmazdır. “Döngele devletin” yönetileni
olmadığı gibi yöneticiside olmaz. En aşağılık ve en iradesiz devlet modeli
“döngele devlettir.”
Amerikalı eski diplomat Peter Galbraith,
“ABD\'nin savunduğu Ortadoğu\'da demokratikleşme ve özgürleşme politikalarının
başarılı olması durumunda, mevcut bölge ülkelerinin kaçınılmaz olarak
parçalanacağını” söylüyor. Global sistem, esas olarak ulus devletlerin
öğütülmesi ve “döngele devletlerin” üretilmesi sistemidir. Süreç emperyalizmin
lehine işlemeye devam ederse yeni “döngele devletlerin” oluşumu sürecektir.
Önümüzdeki sürecin anti-emperyalist konumlanışı, “döngeleleşmeye” karşı da
kapsamlı projelerle sürecektir.
Askar Yılmaz