http://www.yeniyol.org/yeniyol/
ULUSAL KIRILMA ROMANI, METAL FIRTINA!
Bilimsel kurgumu, bilimsel
“kırgımı”?
Geleceğin kurgusunu yazmakla, günceli yakalama duygusu, iki
farkl süreçtir. İki farklı süreç arasındaki ilişki doğru ele alınmalıdır. Yani
geleceği güncelin içine sokmak, güncelle gelecek arasındaki ilişkinin de
koparılmasına yol açar. Metal Fırtına’nın yazım tarzı, kurgusu, öz olarak
böyledir. Kitabını yazarları, Burak Turna ile Orkun Uçar, kurgusal roman
yazdıklarını söylemeye devam etselerde, gerçekte, Metal Fırtına son derece
güncel ve güncelin sömürüsü üzerine yazılmış sadece “yeni” bir
kitaptır.
Bir eserin “çok” satmasıyla, “nitelikli” olması arasında,
medyamız hep özdeşlik kurulmaya çalışmıştır. Böyle bir özdeşliği medya, Metal
Fırtına İçinde yapmaya devam ediyor. Oysa Metal Fırtına, kurgusu ve yazım
tekniğiyle, yaşanılan döneme özgü olaylarının kötü bir özet kitabıdır.Gazete
yazımları ve televizyon haberlerinin torbalanmasıdır.”Çok” satar olmasının tek
nedeni, eğemen batıcı bakışa denk düşmesi ve konjöktürel olması dışında hiç bir
özelliği yoktur.
“Amerika\'yı ayağa kaldıran iki Türk”
A
Amerikancı Türk medyası, Metal Fırtına yazarlarını okuyucuya “Amerika\'yı ayağa
kaldıran iki Türk” diye sundu. Bu iki Türk yazarı ne yazdılarda “Amerikayı ayağa
kaldırdılar? Metal Fırtına, ABD saldırısını, “CNN, Kuzey Irakta süren Türk-ABD
kuvvetleri arasındaki çatışmayı 13 ABD askeri öldü, 30 yaralı var. Amerikan
güçlerine saldıran, 35 Türk askerinin öldürüldüğü” haberiyle başlar.
ABD
yeni enerji kaynaklarına gereksinim duymakta ve bu nedenle Türkiyenin zengin bor
yataklarını ele geçirmek ister. Bu amaçla Pentagon Türkiyeyi işgal planlarını
yapmış ve işgalin taktik ayrılıklarını dahi saptamıştır. ABD’nin Suriyeye
saldırması biçiminde başlayan savaşın, gerçekte taktik bir yanıltma olduğu
anlaşılır. ABD, Suriye ile anlaşır ve Suriye bütün ordusunu kışlasına kilitler
ve topraklarını ABD kuvvetlerinin kullanımına açar. ABD kuvvetleri havadan ve
karadan Türkiye’ye saldırılar başlatır. Kısa zamanda güney illeri ABD
kuvvetlerinin eline geçer. Pentegonda yapılmış olan planlar saat gibi işler. ABD
kuvvetleri hızla Torosları aşar ve Konya ovasından Ankara varoşlarına dayanır.
Bu işgal hareketi karşısında Türk ordusu hazırlıksız yakalanır.Yer yer mevzi
direnişler göstersede ABD kuvvetleri ilerlemeye devam ederek, karada ve havada
süren çatışmalar, Ankara ve İstanbulu da içine alacak şekilde hızla sürer. Bu
savaşta, Türkiye kendisinden beklenen direnişi göstetemez, hatta ordunun kumanda
kademesi büyük bir zaafa uğrar. En önemliside Anıtkabir bombalanarak Türklerin
ulusal duyguları çökertilmek istenir.Türkiye kısa zamanda yenilgiye uğrar,
ordusu dağıtılan Genelkurmay Başkanı Anıtkabrin yıkımı karşısında büyük bir
üzüntüye kapılır. Savaşın Türkiye cephesi Metal Fırtınaya göre “çökerken” bir
başka cephe, “sivil” inisiyatif güç kazanır. Bir Türk “yurtseveri” eline
geçirdiği atom bombasınıyla Beyaz Sarayı yıkmak ve New York’u bombalamakla”
tehtit eder. Her alta kalan kuvvet gibi, Türklerde “teröre mecburen” itilirler.
Zaten kitapta direnen başka “sivil” Türk de yoktur.
Doğal olarak
ateşkesin sağlanması için diplomatik çabalarda hızlanır. Dışişleri bakanı
Abdullah Gül Amerikaya yollanır. Rusya ve AB ateşkes için Türkiyeye ağır
koşullar önerirler.Tüccar Başbakan Tayyip bu koşulları kabuletmez ve yeni bir
plan sunar. Planı her nedense kabul edilerek ateşkes sağlanır.
Basit
olarak özetlenebilecek, bir öyküyü, anlatım teknikleri ne olursa olsun, nasıl
anlatılırsa anlatılsın sonuç değişmez. Ortaya bilim kurgu değil, ulusal
onuru kırıcı bir seneryosu çıkar. Metal Fırtına, Türk Ulusunun onurunu
kıran teslimityetçi ve “metalik” bir seneryodur, onur kırıcıdır. Ayrıca
yazarları , “geleceği hayal gücü şekillendirir.” laflarıyla, Amerikanın
yenilmezliğiyle öncelikle kendilerini şekillendirmişlerdir. Bu şekilleniş,
Türklerin tarihleri unutturlarak sağlanabilir. Metal Fırtına da da başarılı bir
Türk tarihi yoktur. Çünki, Metal Fırtına’nın yazarlarıTürk tarihini hiç mi hiç
anımsamazlar.
Metal Fırtına’nın yazarları Türkiyeyi ve Türkiyenin ulusal
ve uluslararası potansiyellerinide görememekteler. Türk devletini ve Türk
ulusunu, ABD saldırısı karşısında bu denli perişan göstermek başka nasıl
açıklanabilir? Buna karşılık ABD’nin silah teknolojisini ve bu silahların
özelliklerini ve adlarını çok iyi bellemişler! Kitap, ABD silahlarının adlarını
ve işlevlerini öğrenmek isteyenler için bir ölçüde “kaynak”
olabilir!
Kitabın yazarlarından, Orkun Uçar, “Biz bir sırrı açıkladık.
Ülkesini seven her Türk genci gibi bunu yaptık. Politik kurgu romanlarını hep
ABD kullanırdı. Bu kez onların silahını biz kullandık ve aynayı yüzlerine
tuttuk” diye övünmekten de geri kalmıyor. Kime “ayna tutuyorsun”? Sen aynayı
kendine tut önce! Türkiyeyi direnişsiz, kuzu kuzu teslim eden hayeller
kuruyorsun, arkasından ABD’ye “ayna tutmaktan” bahsediliyor. Düyada böyle
kepazelik yaşandımı? Bırakınız geleceğimizde ABD’nin işgalini, geçmişinde
işgaciye boyun eğen bir halk varmı? Geçelim Türk tarihini, ABD’ye direnmeye bir
halk varmı?
Dünyanın ilerlemesine ivme kazandıran ulusları
sıraladığımızda, ilk sıralarda
Amerika değil, Türkler yer alır. Atilla
İlhan’ın deyimiyle, Amerikanın, “kuruluş tarihi kadar, bizim batış tarihimiz
var.” Binlerce yıllık tarihsel süreç içinde etkin olmuş, geride bıraktığımız
yüzyıla daha başında damga vurmuş bir ulus, ABD saldırısı karşısında bu denli
gülünç duruma düşürülebilirmi? Metal Fırtına’nın yazarları ne bilim
kurgu-yazarlığından anlıyor, ne de Türklerin tarihini biliyor.Yakın tarihimizi
dahi bilmiyorlar. Oysa onlar televizyon proğramlarında “Tarih sadece
kitaplarda okunabilen geçmiş demek değil. Dünü, bugünü ve yarını ile bir arada
dinamik biçimde var olan üç boyutlu, canlı bir olgu.” olarak tanımlıyorlar.
Nerede Türk tarihin boyutları? Metal Fırtınananın analizinde tarih tek boyutlu
ve Amerikanın yenilmezliği var. “Yurtsever Türk gençleri” yarınlarına böylemi
bakmalı?
Güncelin dürtüklenmesi bilimsel kurgumu?
Okuyucu, Metal
Fırtınanın kurgusunun, Afganistan ve Irak’ın işgali öykülerinin torbalanmış hali
olduğunu hemen anlıyıor. ABD’nin işgallerinin benzer bir biçimini, Türkiye
üzerine uyarlamak ve uydurmaya çalışmakla, bilim-kurgu romanı yazmak çok farklı
işler olmalı.
Bilim kurgu romanı, geleceğin özelliklerinin imgelenmesi,
geleceğin ütopyasının yazımını içerir. Metal Fırtına, kurgusal olmak şöyle
dursun, özellikle güncelin dürtüklenmesi ve güncelin sömürüsü üzerine yazılmış
bir kitaptır. Kurgu roman olarak değil ama, güncelin hortumlanması alamında,
hortum edebiyatına özgü bir kitaptır .
Metal Fırtına’nın yazarları, “ABD
Başkanı Bush, Beyez Sarayın bahçesinde, yoğun yeşil yaprakların gizlediği dalda
sabaha karşı asılı bulundu” tümcesi ile giriş yapsalardı, kitap, büyük bir
olasılıkla medyanın hiç ilgisini çekmiyecekti. Belkide okuyucudan
saklanacaktı.
ABD’nin, Türkiyeyi işgal girişimi karşısında, Irak
İşgalinin değilde, Çanakkale savaşlarının veri alındığı bilim-kurgu romanı
yazılsaydı kitabınız kaç satardı? Kurgunuzda, ABD’nin işgali karşısında
halkımızın ve Genelkurmayın zafer çığlıkları yer alsaydı, Metal Fırtına’nın
yazarlarının adları duyulurmuydu? İşte o zaman “Amerika ayağa kalkardı” ve
“Amerikalı diplomatlar saçlarını başlarını yolarlardı”. Metal Fırtına yazarları,
işte o zaman “yurtsever Türk gençleri” olarak, Amerikancı medyada değil ama,
okuyucunun gönüllerde yer bulurdu.
Amerikanın başarısına endekslenmiş
Metal Fırtınadan, Amerika niçin üzüntü duysun? Metal Fırtının kurgusu hiçbir
şekilde toplumsal anti-emperyalist tepkinin bir yazımı olarak gösterilemz. Kitap
bu haliyle güncele yanıt veren, tipik fırsatçı bir kitaptır. Ayrıca bu
özelliğiyle Metal Fırtına, ciddi, edebir bir eser olarak değil, serbest
piyasanın borsasında geçici olarak işlem gören bir “metadır.”
Metal
Fırtına, güncelin sömürüsüyle o denli bağlantılı ki, kitap ABD’ye yataklık
yapan, 1 Mart Teskeresinin çıkması için yoğun çaba sarfeden siyasi kadroyu, ABD
karşıtı göstermekten sakınmıyor. Bilinçli olarak çarpıtma yaratıyor.Tayyip
Erdoğan ve Abdullah Gül’ün adının özellikle yer alması Metal Fırtına’nın bir
başka özelliğini ortaya koymaktadır. O özellikde, kitap “ısmarlama” ve “methiye”
bir kitaptır. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün Amerikaya boyun eğmemelerinden
ülkenin yurttaşları sevinç duyar. Tek bir ulus bireyinin dahi işgale boyun
eğmesi istenmez. Ama Metal Fırtınada tanımlanan “kaz”ın ayağı başka.
ABD,
ezilen dünyada yeilmişler kitlesi yaratarak saldırılarını bu kitle üzerinden
sürdürmektedir. Bu psikolojik savaş yöntemi, bütün emperyalistlerin
başvurdukları yöntemdir. ABD elinde bulundurduğu savaş makinası ve iletişim
araçlarıyla psikolojik savaşı daha yagın olarak kullanmaktadır.
Amerika,
henüz Irak savaşını kazanamadı ama, bazı beyinleri “metal fırtına”
operasyonlarıyla ele geçirebilmiş gözüküyor. Zaten, ABD’nin öncelikli
hedeflerinden biriside, beyinlerin “metalik” hale getirilmesinde gösterdiği
çabadır.
Metel Fırtına, bilim-kurgu romanı olarak, Amerikan
“metallerinin” altında kaldığı için başarısızdır ve yazın edebiyatımıza da
aykırıdır. Doğal olarak kitap borsadan alınan ve kısa zamanda değer yitimine
uğrayan, okuyucuya-tüketiciye kaybettiren bir “tahvil” olmaktan öteye
geçememektedir.