http://www.yeniyol.org/yeniyol/
DÜNYA HANIMLAR GÜNÜNÜZÜ .................!
Yeni yolcular,
ikinci defa merhaba demek istiyorum. Tek heceli kısacık kelimeler vardır
anlamına bakınca kısalığını aşıp koskocaman birşey olur. Mesela; hırs, kin, öç,
soy, ırz, sır, risk, rest, norm, mask, hırt, erk, örf, puşt... Bir de bunların
içinde olumluları var yol, yurt, aşk. Yol kelimesi de bunlardan biri, insanın
ufkunu açan bir kelime, emeklemeye başladığımız andan itibaren biliriz, asıl
anlamını ise büyüyünce keşfederiz. Sitenizin adını beğeniyorum. Bir de önüne
yeni'yi eklemişsiniz Bu daha da iyi olmuş. Çünkü eski yürüdüğümüz yol iyi bir
yol değildi.
Büyük kentlerde okudum, yetiştim. Herkes kadar ülke
meselelerine kafa yordum. Benim tanıdığım kadınlar büyüdüğüm yerdeki kadınlardı.
Yani kendim gibi olanlar, benden olanlardı.
79 yılında oyunculuğa Orhan
Kemal'in "Bereketli Topraklar Üzerinde" ile başladım. İlk yolculuğum Çukurova'ya
olmuştu. Çukurova'nın kadınlarını ve oraya çeşitli şehirlerden pamuk toplamaya
gelen kadınları tanıdım. Aslında onları tanımıyordum. Onlarla aynı yollarda
yürümemiştik bile.Film sayısı arttıkça benim coğrafyam da genişlemeye başladı.
Ağrı, Bingöl, Diyarbakır, Kütahya, Çanakkale, Erzurum, Maraş, Hatay, Adıyaman.
Benim için batı yakası hikayesi sona ermişti.Bugüne kadar 50 kadını oynamışım bu
yolculuğa onlarla beraber çıktım, onların çeyiz sandıklarına daldım, sofrasına
oturdum, birbirimize sırlarımızı anlattık. Güldük, ağladık, birlikte
oynadıklarım bile oldu. Aşklarını dinledim hepsini gönülden
sevdim.
Sofralarının evin büyüklerinden ayrı olduğunu gördüm. Çocuk
sayısı sorulduğunda onların o sayıya dahil edilmediğini duydum. Ama eninde
sonunda bir işe yarıyorlardı. Sayıya dahil edilen erkekler ve kendileri gibi
kadınlar doğuruyorlardı. Clara Zetkin'i hiç biri duymamıştı. Clara Zetkin'i
sadece onlar değil, "örf, adet, anene, namus" denilince ayranı kabaran sayıya
dahil edilenler de duymamıştı. Duysalar dahi bu onların töre cinayeti
işlemelerine engel değildi.
Kaçıncı büyük T.C. Hükümetinin keyfini
sürüyoruz bilmiyorum (ben en son 54' e kadar saydım) bütün bu büyük hükümetlerin
önünde yıllardır teammüden kadınları öldürüyorlar. Çıkardıkları güdük yasalar bu
adamları durduramıyor. Üstelik her yeni uygulamadan sonra cinayetlerin sayısı
iyice artıyor. Nasıl olsa cinayetleri geride bu kadınların doğurduğu yaşı küçük
adamlar üstleniyor.
İşte yine bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bizim
ülkemizde de kutlanacak, salonlarda konuşmalar olacak, hatta ve hatta devlet
katından kutlamalar alacağız. Dünya Hanımlar Günü için (Türkiye'de bazıları hala
kadına hanım ve bayan deme konusunda ısrarlı. Benim bildiğim kadın ve adam
vardır.) herkes görevini yapıp, huzurla evine dönecek.
Güldünya, Hatun,
Keziban, Kadriye, Şemse hatta (Devletin işlediği töre cinayeti mazlumları)
Mardin, Kızıltepeli Ahmet Kaymaz ve oğlu Uğur. İsimleriniz ve yüzleriniz
birbirine hiç benzemiyor ama babalarınız, ağabeyleriniz, amcalarınız, ve dahi
kardeşleriniz klonlanmış gibi. Sizler öldünüz, çok iyi oldu. Ailelerinizin
namusu temizlendi, itibarları iade edildi, Avrupa Birliği'ne kabul edildik hatta
Diyarbakır'ın tam ortasından geçti. Serbest dolaşım hakkı aldık, kişibaşı
gelirimiz 17.000 $. Sizin cesetleriniz üzerinden
yürüyoruz.
Bu hüzne rağmen beni ülkemdeki tüm kadınlarla
tanıştırdığı için okulum sinemaya teşekkür ederim,
Nur SÜRER,
Oyuncu