http://www.yeniyol.org/yeniyol/
HEM BAŞBAKAN HEM ZENCİ
Başbakan’ın Merkez Bankası Başkanlığı’na
yapacağı atamayla ilgili eleştirileri yanıtlamasını televizyonda izlerken hem
içim cızzz etti hem de ürperdim.
Merkez Bankası Başkanı, benzetmek uygun
düşerse, para piyasasının genelkurmay başkanı. Türk lirasının, dövizin, faizin,
hatta borsanın kaderi Merkez Bankası Başkanı’ndan soruluyor.
Merkez
Bankası Başkanlığı’na kimin getirileceği Türkiye’de bugüne kadar sorun olmadı,
böylesine gizli tutulmadı. İlk kez şimdiki hükümet para orduları
başkomutanlığına getireceği kişiyi gizleme yoluna sapınca spekülasyon aldı
yürüdü.
Atama kararnamesi on gün önce Cumhurbaşkanı Sezer’e sunuldu; ama
kararnamede kimin adının yazılı olduğunu hükümet gizli tuttu.
Para
sihirbazlarının tahmini, Başkanlık görevine Erdem Başçı’nın getirileceği
yolundaydı. Erdem Başçı, Merkez Bankası’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı Ali
Babacan’ın aile dostu.
Paranın sözümona “laik” baronları bu resimden
yola çıkarak, kendi cemaatleri dışında birisinin Merkez Bankası Başkanlığı’na
getirilmesine razı olmadılar. Çünkü, Erdem Başçı’nın eşi Sıdıka Hanım
türbanlıdır. Eh, bu da Merkez Bankası’nın bundan sonra İslami kurallara göre
yönetileceğinin yeterli kanıtıdır! Dolayısıyla, eşi türbanlıysa, böyle önemli
bir göreve atanmamalıdır.
İşte Başbakan buna isyan ediyor, bunun
ayrımcılık olduğunu, Türkiye’de türbanlılara zenci muamelesi yapıldığını
söylüyordu. “Bir insanı eşinin başı örtülü diye layık olduğu yere getiremeyecek
miyiz? Bu bir ayrımcılıktır. Bir zamanlar nasıl zenci beyaz ayrımını yapanlar
bugün lanetle anılıyorsa, onlar da tarih önünde lanetle anılacaktır...” derken,
her zamanki gibi öfkeliydi; ama, aslında dokunsan ağlayacak
gibiydi.
Başbakan’ın ağladı ağlayacak görünce benim de yüreğim daraldı.
Birine zenci muamelesi yapıldığında taş kalpliler dışında kimin yüreği daralmaz,
ağlamaklı olmaz ki!
Ayıptır sorması, Afrikalı Mandinga savaşçılarının
köle tüccarlarınca avlanıp Amerika’daki esir pazarında satılmalarını anlatan
televizyon dizisi ‘Kökler’i kim yüreği burkulmadan izleyebildi?!
Ya da
Tom Amca’nın Kulübesi’ni okuyup göz yaşı dökmeyen var mıdır?!
Başbakan
da Türkiye’de türbanlılara zenci muamelesi yapıldığını söylerken, öylesine
ağlamaklıydı işte.
Başbakan gibi benim de yüreğim daralmasına daraldı da
düşünmeden de edemedim.
Başbakan’ın söylediğine göre Türkiye’nin
zencileri türbanlılardan ibaret değil. Başbakan’ın kendisi de zenci. Üç yıl önce
New York Times gazetesindeki röportajda “Bu ülkede Beyaz Türkler ve Zenci
Türkler ayırımı var. Kardeşiniz zenci Türklere mensuptur.” diyordu. (Aktaran
Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 14 Mayıs 2003)
Hem Anayasa’yı değiştirecek bir
çoğunlukla Başbakan hem de zenci olmak nasıl bir şey, anlaşılması kolay olmasa
da Başbakan kendisini zenci sayıyor.
“Kim zenci, kim beyaz, kim Michael
Jackson?”
Tabii Başbakan zenciyse müslümanlar hepten zencidir, yani
ezilmektedirler, itilip kakılmaktadırlar.
Oysa Türkiye’de halkın yüzde
99’u müslüman. Elektriği suyu devlet bütçesinden karşılanan cami sayısı okul
sayısından fazla. İstanbul için söyleyecek olursak, cami sayısı 2 bin 562,
ilköğretim okulu sayısı 1.488, lise sayısı 611, üniversite sayısı 20.
Veya Kayseri’nin Bünyan İlçesi’nde ilköğretim okulu sayısı 7,
ortaöğretim kurumu sayısı 4, yani toplam 11 okul. Buna karşılık 16
cami.
Türkiye’nin her yerinde böyle. Gerçi İslam’da din adamları diye bir
ruhban zümre yok; ama, camilerde rahat rahat ibadet edilebilsin diye Türkiye’de
Diyanet İşleri Başkanlığı var. Diyanet’in bütçesi, 6-7 bakanlığın toplam
bütçesinden daha fazla. Sadece bir örnek olmak üzere, 2006 yılı bütçesinde
Diyanet’in bütçesi Dışişleri Bakanlığı bütçesinin iki katından da fazla.
Diyanet’in payı 1 milyar 308 milyon lira, Dışişleri Bakanlığı’nın payı 633
milyon lira.
Diyanet’in bütçesi, sadece Dışişleri Bakanlığı bütçesinden
değil, tek tek İçişleri, Ulaştırma, Enerji, Bayındırlık, Sanayi ve Ticaret,
Kültür ve Turizm, Çevre ve Orman bakanlıklarının bütçelerinden de fazla. Ülkede
bedensel ve zihinsel engelli sayısı 10 milyon yakın; ama Özürlüler İdaresi
Başkanlığı’nın bütçesi de sadece 3 milyon 507 bin lira.
Yani Türkiye’de
dine diyanete kamu bütçesinden bu denli yüksek pay veriliyor, üstelik Türkiye’yi
İslamcı bir Başbakan yönetiyor; ama, Başbakan’ın demesine göre müslüman yine de
zenci. Çünkü, türbanlı olarak okula girilemiyor, eşi türbanlıysa Merkez Bankası
Başkanı olamıyor.
Başbakan “eşi türbanlı birinin Merkez Bankası
Başkanlığı’na karşı çıkmak ayrımcılıktır” diye mazlum mağdur edebiyatı yaparken
Cumhurbaşkanı Sezer açıkladı ki, aslında tartışılan kişinin bu göreve atanmasına
dair bir hükümet kararnamesi yoktur. Kimin atandığını kararnamede imzası olan
bakanlar bile bilmemektedir. Çünkü, bakanlar boş kararnameye imza atmışlardır.
Medya, kararnamede Erdem Başçı’nın olduğunu zannederek türban tartışması
alevlendirmiş, Başbakan da fırsattan istifade mağdur müslüman edebiyatı
yapmaktadır.
Ne niyetle söylemiş olursa olsun, ANAP Genel Başkanı Erkan
Mumcu da Başbakan’ın toplumu kandırdığı düşüncesinde:
“Türkiye net bir
ayrımcılık tartışmasının ortasına sürükleniyor. Analarından babalarından
gördükleri usullerle giyinen örtünen insanlar zenci, O da zencilerin temsilcisi
Marthin Luther King. Başbakan bu meseleyi sömürmekten öte hiçbir şey yapmıyor. O
zaman bir daha sormak lazım: Kim zenci, kim beyaz, kim Michael
Jackson?”
Eşi türbanlı birinin Merkez Bankası Başkanlığı’na veya başka
bir göreve atanıp atanmayacağı tartışması aslında boşuna değil. Çünkü türban,
otuz kırk yıldır siyasal İslam’ın bayrağı. Bir yıl sonra Cumhurbaşkanı seçilecek
ve eşi türbanlı Tayyip Erdoğan bir numaralı aday. Şimdiki atamalar ve
tartışmalar bunun alıştırması. Tartışılan kişiyi Merkez Bankası Başkanlığı’na
önermediği halde, Tayyip Erdoğan bilerek zenci-beyaz tartışmasını tırmandırıyor,
kamuoyunu alıştırıyor. Sonunda Erdoğan çifti Köşk’e çıktığında siyasal İslam’ın
bayrağı da göndere çekilecek, siyasetin ve toplum hayatının din kurallarına göre
tanzim edilmesinin önündeki en ciddi engel kalkmış olacak.
Yani aslında
türban vesilesiyle Türkiye’de zenci-beyaz tartışması kapkara bir demagojiden
başka bir şey değil. İlla zenci-beyaz diye ayırmak gerekiyorsa, Tayyip Erdoğan
zencilerin oyu ile iktidara geldi; ama Türkiye’yi beyaz Müslümanlar ve müttefiki
beyaz Hıristiyanlar adına yönetiyor.
Burası Türkiye!
Rahmi
Yıldırım
24 Mart 2006