HANGİ SUİKAST DAHA CİDDİ? ( Rahmi Yıldırım (Gazeteci))

Haberi duyunca yüreğim ağzıma geldi. Başbakan Tayyip Erdoğan’a suikast düzenlemişler.

Başbakan Kütahya’dayken tam otobüse bineceği sırada, üç metre ötede kalabalık arasından Mustafa Bağdat adlı kişi, “Sen ne geziyorsun burada? Dün beş şehit verdik!” diye bağırmış. Polisler hemen yakalamışlar Mustafa’yı. Mustafa’nın elindeki poşetten bir ekmek, ekmeğin arasında da tavuk döner, pardon bir tabanca çıkmış. Tabancanın namlusuna mermi sürülüymüş. Yani, Mustafa nara atmak yerine doğrudan ekmek arası tabancayı ateşlese, Allah göstermesin, dağ gibi Başbakan gitti gider, borsa çöker, Türkiye’nin altı üstüne gelir. Avrupa Birliği bir daha yüzümüze bakmaz, türban meselesini de kim çözerse çözer artık…
Kütahya Başsavcısı, “Başbakan’a suikast düşüncesinde olduğu anlaşılıyor. Sanık ekmek içerisine sakladığı tabancasına doğru hamle yapmak istediği sırada polisler daha hızlı davranmış, silahını çıkaramadan etkisiz hale getirmişler. Türk ulusuna geçmiş olsun!” demiş.

Televizyonlar yayınlarını keserek haberi duyurunca her vatandaş gibi ben de heyecanlandım, Başbakan’ın sağlığı için dua ettim. Polisleri de tebrik ettim, Başbakan’ın hayatını ve Türkiye’yi kargaşaya sürüklenmekten kurtardıkları için. Suikastin ayrıntılarını öğrenince biraz rahatladım.

Suikast silahı aslında kurusıkı gaz tabancasıymış. Mustafa, plastik namlunun yerine saçtan bir boru takmış, şarjörüne de içinde küçük bilyeler ve barut bulunan el yapımı mermiler. Yani, Allah korusun, Mustafa bağırmak yerine tabancayı ateşlese, bilyeler Başbakan’ın vücuduna girmese bile, Başbakan bilyelere basıp düşebilir ki, attan düşmeye benzemezdi bu defaki düşüşü. Gerçekten Başbakan’ın bir verdiği karşı gelmiş, büyük geçmiş olsun!
32 yaşındaki Mustafa Bağdat, ilk ifadesinde, “Milliyetçiyim. Hergün askerlerimiz şehit olurken Hükümet bir şey yapmıyor. Hükümete tepkim bu yüzden. Aslında bu işi Bolu’da bitirecektim. Bolu’da kaçırınca Kütahya’ya geldim.” demiş.

Mersin’de tekstilcilik yapan Mustafa’nın bu ilk suikast girişimi değilmiş. Dört yıl önce de Kenan Evren’e ülkücülere yaptığı haksızlığın cezasını vermek için suikast hazırladığı iddiasıyla gözaltına alınmış ve ruhsatsız tabanca bulundurma suçundan sorgulanmış.

Mustafa’nın Başbakan Erdoğan’a suikast girişimi konusunda rivayet muhtelif. Ciddiye alan var almayan var. Ciddiye alanlara göre, Mustafa’nın suikast girişimi, Başbakan Erdoğan’a, Kürt sorunu konusundaki mesajlarından dolayı bir “Ayağını denk al!” uyarısı ve Turgut Özal’a suikast girişimiyle benzerlik gösteriyor.

Cengiz Çandar ise, kurusıkı tabancadan bozma aletle suikast girişiminin ciddiye alınacak bir yanı olmadığını, Özal’a suikast ile bir tutulamayacağını söylüyor.
İlk duyduğumda benim de yüreğim ağzıma geldi; ama, bence de ciddiye alınacak yanı yok. Başbakan’a üç metre yaklaşmışken, tabancayı ateşlemek yerine nara atan birisinde suikastçi aklı ve ciddiye alınacak bir şey göremedim. Hatta, Yalçın Pekşen’e göre, “Suikastçı Mustafa Bağdat’ın üzerinden çıkanlarla birini öldürebilmesi ancak bir mucize olabilirdi. Başvurduğu yöntemin kendisini mahkemeye düşürmekten başka bir sonuca ulaşacağı epey kuşkulu... Aklı başında bir yargıcın eline düşerse ceza alacağı bile şüpheli.”
Mustafa Bağdat, kurusıkı tabancadan bozma, çekirdek yerine bisiklet bilyesi konmuş mermi yüklü, ekmek arası tabancayla suikast hazırlamış. Ekmek arası tabancayı çekmek yerine nara atıyor ve yakayı ele veriyor. Herhangi bir örgütle bağlantısı tespit edilememiş, üzerinde çok az para çıkmış. Yani, suikast sonrası finansman sorununu çözmeyi bile akıl etmemiş. Belki de akıl etti; ama, ekonomik durumu elvermediği için parayı denkleştiremedi. Zaten aklı ve parası olsa, suikast silahını Adana’daki panayırda gördüğü kurusıkı tabancalar arasından seçmezdi. Yani, Başbakan Erdoğan bir suikastten kurtulduysa, ekonomiyi düzeltmediği ve Mustafa Bağdat fakirlikten kurtulamadığı içindir. Mustafa fakirlikten kurtulamadığı için aklını şaşırmış, ekmek arasına peynir zeytin koyacağı yerde kurusıkı tabanca koymuş olmalı.

Suikast palavracıları
Kıdemli eski suikastçılar ne düşünürler, bilemem. Elli yıl önce gazeteci Ahmet Emin Yalman’ı vuran Hüseyin Üzmez’ e bakıyorum kaç gündür, bir şeyler yazacak mı diye. Hüseyin Üzmez’ de ses seda yok. “Ulan itibarımızı iki paralık ettin! Yuh olsun sana!” dese yeridir.
Hüseyin Üzmez’ in itibarını yerle bir eden ilk suikast palavracısı değil Mustafa Bağdat.

Bundan dört beş yıl önceydi, yine 12 Eylül darbesinin yıldönümüydü. Memleketi Kenan zulmünden kurtarmaya yeltenmiş ne kadar da çok memleket evladı çıkmıştı ortaya.
Önce, eski MHP Genel Başkan Yardımcısı Rıza Müftüoğlu itirafta bulunmuştu:
- Ordu içinde 9 cunta vardı. Biri de Türkeş cuntasıydı. Türkeş cuntası Evren’e suikast planı yaptı, ama vazgeçti.
Müftüoğlu böyle söyleyince, suikast palavracıları resmi geçit yapmaya başladılar.
- Ben o zamanlar kurmay yüzbaşıydım. Adım Şakir Önem. Ayıptır söylemesi, ülkücü subaylarla birlikte, Genelkurmay karargâhını basıp Evren’i öldürecektim, idareyi Nurettin Ersin ve Sedat Celasun’a bırakacaktım. Ama cezaevindeki ülkücüleri düşünüp vazgeçtim.
- Hop dedik. Biz varken Evren’i öldürmek size mi kaldı? Ben Selim Kaptanoğlu, rahmetli Türkeş’in doktoruydum. Ülkücü astsubaylar, 5 konsey üyesinin bineceği uçağa bomba koymayı teklif ettiler. Ben de Nurettin Ersin’e gidip durumu anlattım, “Uçağa binme! Biz ötekileri gönderip seni başa geçireceğiz.” dedim. Ama, Ersin korkusundan kabul etmedi. Bunun üzerine, hepsi ölürse, idare solcu Haydar Saltık’a kalacağı için vazgeçtik.
- Etmeyin ağalar, estağfurullah yani. Sizler kiiim, memleketi Evren’den kurtarmak kim? Ben, yani İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu, Evren bir okul açılışı için İstanbul’a geleceği gün, elimde silah, sokağın başında bekledim. Arkadaşlarım, “Bir cahil cinayet işler, bedelini bin alim öder.” diyerek vazgeçirdiler.

Özetle, suikastçi enflasyonu için herkes Evren’i öldürmek için sıraya girmiş, biri bile başaramamış. Suikastçiler bir anda harekete geçseler, belki de Evren ve konsey üyeleri yerine birbirlerini vururlardı. Biri de, “Hepsi ölürse idare solcu Haydar Saltık’a kalır” endişesiyle suikastten vazgeçmiş! Yani, Konsey’in 5 üyesini öldürmeye bomba var, Haydar Saltık’a gelince bomba yok!
Yaptığı darbenin 25’inci yıldönümünde “12 Eylül’ü unutalım!”diyen Evren, darbeyi bir Güney Amerika ülkesinde değil Türkiye’de yaptığına şükretmeli. Arjantin kasapları General Videla ve General Galtieri yaptıklarının hesabını verdiler. Yunanistan’da Papadupolus, ömrünü cezaevinde bitirdi. Şili’de Pinochet’den darbeden 32 yıl sonra hesap soruluyor.
Evren çok talihli bir darbeci!
Çünkü, oralar Arjantin, Şili,Yunanistan, burası Türkiye !

Rahmi Yıldırım
16 Eylül 2005