Haberi duyunca yüreğim ağzıma geldi. Başbakan Tayyip Erdoğan’a suikast
düzenlemişler.
Başbakan Kütahya’dayken tam otobüse bineceği sırada, üç
metre ötede kalabalık arasından Mustafa Bağdat adlı kişi, “Sen ne geziyorsun
burada? Dün beş şehit verdik!” diye bağırmış. Polisler hemen yakalamışlar
Mustafa’yı. Mustafa’nın elindeki poşetten bir ekmek, ekmeğin arasında da tavuk
döner, pardon bir tabanca çıkmış. Tabancanın namlusuna mermi sürülüymüş. Yani,
Mustafa nara atmak yerine doğrudan ekmek arası tabancayı ateşlese, Allah
göstermesin, dağ gibi Başbakan gitti gider, borsa çöker, Türkiye’nin altı üstüne
gelir. Avrupa Birliği bir daha yüzümüze bakmaz, türban meselesini de kim çözerse
çözer artık…
Kütahya Başsavcısı, “Başbakan’a suikast düşüncesinde olduğu
anlaşılıyor. Sanık ekmek içerisine sakladığı tabancasına doğru hamle yapmak
istediği sırada polisler daha hızlı davranmış, silahını çıkaramadan etkisiz hale
getirmişler. Türk ulusuna geçmiş olsun!” demiş.
Televizyonlar
yayınlarını keserek haberi duyurunca her vatandaş gibi ben de heyecanlandım,
Başbakan’ın sağlığı için dua ettim. Polisleri de tebrik ettim, Başbakan’ın
hayatını ve Türkiye’yi kargaşaya sürüklenmekten kurtardıkları için. Suikastin
ayrıntılarını öğrenince biraz rahatladım.
Suikast silahı aslında
kurusıkı gaz tabancasıymış. Mustafa, plastik namlunun yerine saçtan bir boru
takmış, şarjörüne de içinde küçük bilyeler ve barut bulunan el yapımı mermiler.
Yani, Allah korusun, Mustafa bağırmak yerine tabancayı ateşlese, bilyeler
Başbakan’ın vücuduna girmese bile, Başbakan bilyelere basıp düşebilir ki, attan
düşmeye benzemezdi bu defaki düşüşü. Gerçekten Başbakan’ın bir verdiği karşı
gelmiş, büyük geçmiş olsun!
32 yaşındaki Mustafa Bağdat, ilk ifadesinde,
“Milliyetçiyim. Hergün askerlerimiz şehit olurken Hükümet bir şey yapmıyor.
Hükümete tepkim bu yüzden. Aslında bu işi Bolu’da bitirecektim. Bolu’da
kaçırınca Kütahya’ya geldim.” demiş.
Mersin’de tekstilcilik yapan
Mustafa’nın bu ilk suikast girişimi değilmiş. Dört yıl önce de Kenan Evren’e
ülkücülere yaptığı haksızlığın cezasını vermek için suikast hazırladığı
iddiasıyla gözaltına alınmış ve ruhsatsız tabanca bulundurma suçundan
sorgulanmış.
Mustafa’nın Başbakan Erdoğan’a suikast girişimi konusunda
rivayet muhtelif. Ciddiye alan var almayan var. Ciddiye alanlara göre,
Mustafa’nın suikast girişimi, Başbakan Erdoğan’a, Kürt sorunu konusundaki
mesajlarından dolayı bir “Ayağını denk al!” uyarısı ve Turgut Özal’a suikast
girişimiyle benzerlik gösteriyor.
Cengiz Çandar ise, kurusıkı tabancadan
bozma aletle suikast girişiminin ciddiye alınacak bir yanı olmadığını, Özal’a
suikast ile bir tutulamayacağını söylüyor.
İlk duyduğumda benim de yüreğim
ağzıma geldi; ama, bence de ciddiye alınacak yanı yok. Başbakan’a üç metre
yaklaşmışken, tabancayı ateşlemek yerine nara atan birisinde suikastçi aklı ve
ciddiye alınacak bir şey göremedim. Hatta, Yalçın Pekşen’e göre, “Suikastçı
Mustafa Bağdat’ın üzerinden çıkanlarla birini öldürebilmesi ancak bir mucize
olabilirdi. Başvurduğu yöntemin kendisini mahkemeye düşürmekten başka bir sonuca
ulaşacağı epey kuşkulu... Aklı başında bir yargıcın eline düşerse ceza alacağı
bile şüpheli.”
Mustafa Bağdat, kurusıkı tabancadan bozma, çekirdek yerine
bisiklet bilyesi konmuş mermi yüklü, ekmek arası tabancayla suikast hazırlamış.
Ekmek arası tabancayı çekmek yerine nara atıyor ve yakayı ele veriyor. Herhangi
bir örgütle bağlantısı tespit edilememiş, üzerinde çok az para çıkmış. Yani,
suikast sonrası finansman sorununu çözmeyi bile akıl etmemiş. Belki de akıl
etti; ama, ekonomik durumu elvermediği için parayı denkleştiremedi. Zaten aklı
ve parası olsa, suikast silahını Adana’daki panayırda gördüğü kurusıkı
tabancalar arasından seçmezdi. Yani, Başbakan Erdoğan bir suikastten
kurtulduysa, ekonomiyi düzeltmediği ve Mustafa Bağdat fakirlikten kurtulamadığı
içindir. Mustafa fakirlikten kurtulamadığı için aklını şaşırmış, ekmek arasına
peynir zeytin koyacağı yerde kurusıkı tabanca koymuş olmalı.
Suikast
palavracıları
Kıdemli eski suikastçılar ne düşünürler, bilemem. Elli yıl
önce gazeteci Ahmet Emin Yalman’ı vuran Hüseyin Üzmez’ e bakıyorum kaç gündür,
bir şeyler yazacak mı diye. Hüseyin Üzmez’ de ses seda yok. “Ulan itibarımızı
iki paralık ettin! Yuh olsun sana!” dese yeridir.
Hüseyin Üzmez’ in
itibarını yerle bir eden ilk suikast palavracısı değil Mustafa Bağdat.
Bundan dört beş yıl önceydi, yine 12 Eylül darbesinin yıldönümüydü.
Memleketi Kenan zulmünden kurtarmaya yeltenmiş ne kadar da çok memleket evladı
çıkmıştı ortaya.
Önce, eski MHP Genel Başkan Yardımcısı Rıza Müftüoğlu
itirafta bulunmuştu:
- Ordu içinde 9 cunta vardı. Biri de Türkeş cuntasıydı.
Türkeş cuntası Evren’e suikast planı yaptı, ama vazgeçti.
Müftüoğlu böyle
söyleyince, suikast palavracıları resmi geçit yapmaya başladılar.
- Ben o
zamanlar kurmay yüzbaşıydım. Adım Şakir Önem. Ayıptır söylemesi, ülkücü
subaylarla birlikte, Genelkurmay karargâhını basıp Evren’i öldürecektim, idareyi
Nurettin Ersin ve Sedat Celasun’a bırakacaktım. Ama cezaevindeki ülkücüleri
düşünüp vazgeçtim.
- Hop dedik. Biz varken Evren’i öldürmek size mi kaldı?
Ben Selim Kaptanoğlu, rahmetli Türkeş’in doktoruydum. Ülkücü astsubaylar, 5
konsey üyesinin bineceği uçağa bomba koymayı teklif ettiler. Ben de Nurettin
Ersin’e gidip durumu anlattım, “Uçağa binme! Biz ötekileri gönderip seni başa
geçireceğiz.” dedim. Ama, Ersin korkusundan kabul etmedi. Bunun üzerine, hepsi
ölürse, idare solcu Haydar Saltık’a kalacağı için vazgeçtik.
- Etmeyin
ağalar, estağfurullah yani. Sizler kiiim, memleketi Evren’den kurtarmak kim?
Ben, yani İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu, Evren bir okul açılışı için İstanbul’a
geleceği gün, elimde silah, sokağın başında bekledim. Arkadaşlarım, “Bir cahil
cinayet işler, bedelini bin alim öder.” diyerek vazgeçirdiler.
Özetle,
suikastçi enflasyonu için herkes Evren’i öldürmek için sıraya girmiş, biri bile
başaramamış. Suikastçiler bir anda harekete geçseler, belki de Evren ve konsey
üyeleri yerine birbirlerini vururlardı. Biri de, “Hepsi ölürse idare solcu
Haydar Saltık’a kalır” endişesiyle suikastten vazgeçmiş! Yani, Konsey’in 5
üyesini öldürmeye bomba var, Haydar Saltık’a gelince bomba yok!
Yaptığı
darbenin 25’inci yıldönümünde “12 Eylül’ü unutalım!”diyen Evren, darbeyi bir
Güney Amerika ülkesinde değil Türkiye’de yaptığına şükretmeli. Arjantin
kasapları General Videla ve General Galtieri yaptıklarının hesabını verdiler.
Yunanistan’da Papadupolus, ömrünü cezaevinde bitirdi. Şili’de Pinochet’den
darbeden 32 yıl sonra hesap soruluyor.
Evren çok talihli bir darbeci!
Çünkü, oralar Arjantin, Şili,Yunanistan, burası Türkiye !
Rahmi
Yıldırım
16 Eylül 2005