http://www.yeniyol.org/yeniyol/
ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER
Sanıyorum 2000’li yılların başı
veya 90’lı yılların son kesitleriydi. Yurt dışından yönlendirildiği belli olan
ve şimdilerde yayın hayatına devam etmediğini sandığım ‘Haziran’ isimli bir
dergiydi, şöyle diyordu; ‘’Genç birikimimiz, ağır bir ihanet ve likiditasyon
sürecinden geçmiştir.’’
Burada bahsedilen genç oluşum, 16 Haziran hareketi,
ihanet sürecini başlatan ise Sarp Kuray idi.
Dergide isimlere yer
verilmemişti, yazarlarının ismi de sahteydi hattı zatında derginin kendisi
sahteydi.
O dergiyi yazan, bilmeyen insanlara olayları ihbar ve ihanet
süreciymiş gibi yansıtan arkadaşların, şu anda yani ortada ihbar edilen veya
Sarp Kuray’dan başka anayasayı yıkmaya çalışan kişi olmadığına göre ne
düşündüklerini çok merak ediyorum. Daha doğrusu şu anda ne yaptıklarını daha çok
merak ediyorum. Sakın kimi Avrupa’da iş adamı, kimi Türkiye’de saygıdeğer
vatandaş, kimi Finans-kapital odaklarının değirmenine su taşıyıcı olmasın ???
Ama şuna eminim ki siyaset veya genel anlamıyla sosyalist mücadele hiç birisinin
umurunda değil.
Aslında onlar öylede, Avrupa sürecinin gedikli
mültecileri farklı mı ?? Sorumlu oldukları sanatsal ve siyasi kurumları,
yönetmeyi bir yana bırakın, talan etmediler mi ? Kendi kabiliyetlerini
göstermeden ellerine geçirdikleri imkanları teker teker kendi menfaatlerine
kullanmadılar mı ? Bin bir emekle, cefa ile yaratılmış, Avrupa gibi zor bir
cephede elde edilmiş kazanımları talan etmediler mi ??
12 Eylül faşizminden
insanları kurtaran, ülke dışına çıkartmayı başaran, yurt dışında direnmeyi bilip
ülke gerçekliğini yalınsız bir dille anlatan, etnik kökeni ve dili ne olursa
olsun tüm emekçi sınıfları birleştirmeyi görev edinmiş, bu amaçla bir dizi
emsali olmayan Avrupa konferansları düzenleyen ve tüm bu birikimleri sanatsal
alanda da dövüştürmeyi başaran bir yapılanmayı kül eden bitse de gitsek deyip
arkasına bakmadan sıvışan tüm bu arkadaşlar neler yapmakta acaba ?? Sanırım
onlarında bir kısmı Avrupa da iş adamı, kimi devlet sanatçısı, kimide yazı
işleri yönetmenliği gibi mesleklerle karakterlerini, devrimci ortamda
gösteremedikleri kabiliyetlerini, şu anda ülke içinde ve dışında icra
ediyorlardır. Kimileri Sarp Kuray’ı doğrudan suçladı, suçlamayanlar da
görmedik-duymadık-bilmiyoruz oyununu oynadılar. Birikimleri kimin yarattığını,
Avrupa da nasıl ünlü olduklarını unuttular. Hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına
bıraktıkları yerden devam ettiler. Birilerinin yıkılması, suçlanması onların
işine geldi. Komploya hep beraber iştirak ettiler, hatta birbirleriyle düşman
olan, birbirinden nefret eden birimler aynı düşmanlık paydasında arkadaş bile
oldular.
Esasında bir kalemde yazmış olduklarım, umut bağladığımız
insanların, arkadaşlarımızın en önemlisi birikimlerin nasıl bir anda yittiğini,
bırakın siyaseti, insani değerlerin bile nasıl kaybolabildiğinin bir kesitidir.
İhanetin; semtimize, evlerimize, hatta yatak odalarımıza bile, nasıl hayasızca
girebileceğinin korkunç yüzüdür.
Pusuda bekleyip, zor günde vurup kaçmak
sonra ortak yalan çemberinde buluşmak kolaydır. Hele kişiliğiniz erezyona
uğramışsa sıradandır da. Zor olan dar ve puslu geçitlerde beraber olduğunuz yol
arkadaşlarınıza sahip çıkabilmek, yalan ve iftiradan arınabilmek ve ihanete
ortak olmamaktır. İçine, 80’li yılların ortalarında istihbarat sızmış bir
yapılanmanın genel değerlendirmesini doğru yapabilmektir.
Ve en önemlisi
doğruların hiçbir zaman sıvanamayacağı gerçeğini kavrayabilmek, ihanet ve iftira
bumerangının bir gün gelip kendi sahibini vuracağını bilebilmektir. Perdenin bu
şekilde kapanmayacağını, son sözlerin henüz söylenmemiş olduğunu ve ateşin
düştüğü yeri yaktığını, bu yerinde Sarp Kuray olduğunu
bilebilmektir.
Hadiselerin dışında olan kişileri bu yazı ile meşgul
ettiğim için özür dilerim…………