Kelime anlamı itibariyle misyonerlik;Hıristiyanlığı yaymak amacıyla,yurt
dışına,yabancı memleketlere gönderilen kişilere verilen görevdir.
Son
günlerde hepimizin basından ve çeşitli programlardan izlediğimiz gibi,özellikle
Ankara ve İstanbul gibi metropolleri mesken edinmiş bazı yabancı menşeli kişi ve
kurumlar,Hıristiyanlık propagandası yapmakta,bedava İncil dağıtmakta ve daha da
ileri giderek ayinler düzenlemektedirler.
Buraya kadar hem fikiriz.Ne zamanki
Diyanet işleri bakanı, kalkıp da, ‘tüm bu Hıristiyanlığın yayılmacılık
faaliyetleri’ni önlemek için,daha çok ‘kuran kursu’ açmak gerektiği demeçlerini
verene kadar.Çünkü bu mesele dahilinde üzerinde durulması gereken iki önemli
konu var bence, bunlardan birincisi; Hıristiyanlığı yayma çabası ne kadar
‘şarlatanlık’ ise ‘kuran kursu’ açıp çocuklara Arapça din eğitimi vermeye
çalışmakta, aynı oranda şarlatanlık ve saçmalıktır.Nüfusun %96’sının Müslüman
olduğu bir ülkede insanlar bu kadar kolay mı yoldan çıkacaktır veya temeller bu
kadar çürük müdür bilinmez ama,ikinci sebep daha ağırlıklı tartışılması gereken
bir konudur ve çokça alıştığımız ‘cambaza bak’ yöntemidir.
Bir zamanlar, ne
acıdır ki Cumhurbaşkanlığı gibi yüce görevde bulunan, 10 yıl sonra düşürülen ve
daha sonra demeçleriyle kargaları bile güldüren biri,’’Bu kış komünizm gelecek
Türkiye’ye’’ diye demeç vermiş, kışkırtıcılık görevi üstlenmişti…..Türkiye’ye
bırakın komünizmin geleceğini de, ırkçılığı, mezhepçiliği, köktendinciliği
getirdiniz ey para babaları, baş döndürücü servet sahipleri, doymak
bilmeyenler!...
Daha sonraki yıllarda ‘Finans-kapital’ daha değişik kuklalar
bulmuştu kendine hatırlanacağı gibi.70’li ve 80’li yıllarda ‘Provokasyon
partisi’ MHP’yi gündeme sokmuşlar, ‘kanlı cinayetler’ tezgahlamışlar, ülkemizin
içinde bulunduğu dar boğazları unutturmak için binlerce gencimizi, aydınımızı
katlettirmişlerdi.
90’lı yıllara gelindiğinde, 149 kg.altını, bankalarda
dolarları, apartmanları, köşkleri, arsaları,’Allah’, ‘Ezan’ sözcükleriyle
konuşmaya başlayan Boğaziçi Sultanı’nın 40 trilyonluk malvarlığı ile iktidar
olup sonra birbirlerini akladıkları dönemlerde, ‘Hizibullah’ı devreye sokup
‘Faili meçhul (belli)’ cinayetleri işletip gündemi nasıl bulandırdıklarını
unutmamış olmamız gerekir.
Şimdi de iktidardaki AKP hükümeti,Türk milletinin
(maalesef) yumuşak karnı olan,’din sömürüsü’ noktasına saldırıyor.’Kıbrıs
sorunu’, ‘AB görüşmeleri’ derken tıkanmakta olan gündemi bu şekilde olsun
manüpüle edip, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sefaleti unutturmak istiyor.
Mesnetsiz ve boş konuşuyor olmamak açısından,bazı örnekler
sıralayabiliriz;
** Yaklaşık 70 milyon insanımızın 15 milyonu yoksulluk
sınırının altında yaşıyor.
** Nüfusun yüzde 20’si ulusal gelirin yüzde
55’ini,yüzde 80’ide 45’ini alıyor.
** Açlıktan ötürü iç organlarını satıyor
insanlar.
** Okulların büyük bölümünde sınıflar 80 kişilik.
** 10 milyon
insan (devlet kayıtlarına göre) işsiz.
** Makas aralığı dediğimiz,alt-üst
sınıf uçurumunun en yüksek olduğu ülkeler sıralamasında Türkiye ilk üç
içinde.
Şimdi yukarıda sıraladığımız bir-kaç veri göz önüne
alındığında,içinde bulunduğumuz vahim durum açıkça görülebilir ama biz nereye
bakmalıyız,’Misyonerlik faaliyetleri’ dedikleri şarlatanlığa.
Onlar
istedikleri yere baksınlar-baktırsınlar, biz nereye bakılması, neyin takip
edilmesi gerektiğini biliyoruz.