http://www.yeniyol.org/yeniyol/
DUYURU – Ümit Özbek
ÖZGÜRLÜK İÇİN KÜRT
YAZILARI
Vedat Türkali
“.....Bir günler, bey takımı
arasında avcılık tutkusu pek yaygınmış Fransa’da. Attığını vurmak kolay değil,
boşa atmak da heves kırıcı ya; ormanlarda, daha kuşlar yumurtadayken, geniş
alanlar üstüne ağ gererlermiş. Uçuş denemelerine başlayıp da yükselince ağlara
çarpıp düşe havalana büyüyen kuşlar öylesine koşullanırlarmış ki, av mevsimi
gelip de ağlar kaldırılınca belirli yüksekliğin üstüne uçamazlar, kolayca
vurulurlarmış.
Olayı niye anlattığımı umarım anladınız. Yetmiş yıllık
baskılı eğitim, özellikle Kürt sorununda, insanımızın beyin çatısına, hem de
paslı tellerden örülü öyle bir ağ gerdi ki, kaldırılmış da olsa, yukarlara uçup
olaylara biraz yükseklerden bakmaya en yeteneklimizin bile gücü yetmiyor. Kaldı
ki, hep tepemizde o ağ. Tüm acılarımızın kaynağı da bu.”
Özgürlük
İçin Kürt Yazıları adlı kitabında; Kürt sorununa karşı geliştirdiğimiz şartlı
reflekslerin sebebini bu cümlelerle anlatıyor Vedat Türkali.
Kitabın
başında; Prof. Dr. Server Tanilli ile birlikte hazırladıkları ve öncelikle
Milliyet, Hürriyet, Sabah ve “Ne idiğü, bugünkü gibi daha iyice ortaya
çıkmadığı için” basacağını umdukları “ “solcu” Cumhuriyet”
gazetelerine gönderdikleri ama bastırtamayıp ta;12-06-1992 tarihli 2000’e
DOĞRU’da paralı olarak yayınlatabildikleri bir DUYURU var.
Bu DUYURU’yu
sizlerle paylaşmak istedim.
DUYURU
Ülkemizin
içinde bulunduğu ağır koşullar, olan bitenler üzerinde titizlikle durup
düşünmemizi zorunlu kılıyor.
Ülkelerinde yaşayan halkların hakları
konusunda tüm devletlerin sicilleri şu ya da bu biçimde lekeler taşır. İktidarı
elinde tutanlarca devlet, baskı aracı niteliğiyle, bireylere karşı suç işlemeye
yönelik bir kuruma kolayca dönüştürülebilmektedir. Halkların kendi haklarını
savunma bilincinde olmaları bu yüzden zorunludur. Bu çatışmada ülke aydınlarının
devletin baskıcı tutumuna karşı halkların yanında yer almaları aydın olmanın
ölçütü sayılmıştır.
TC devletinin 70 yıllık, tüm ülkeyi kapsayan yasal,
yasadışı, açık, örtülü baskı eylemlerinin temelinde, belirleyici çoğu etkenlerin
yanı sıra, özellikle bir halkı, Kürt halkını, karakol-kışla ağırlıklı devlet
terörü ile sindirip ezerek Türk devletinin bütünlüğünü koruma, gelişmesini
sağlama gerekçesi yatar. Böylece biz Türkler de, başka bir ulusu baskı altında
tutan ulus olarak demokrasiye, özgürlüğe hep özlemle bakakalmışızdır.
Denilebilir ki Kürt sorunu çözümlenmediği için ülkemizde demokrasi sorunu
çözümlenememiştir. Demokrasi sorunu çözümlenmeden de Kürt sorunu
çözümlenemez.
Yeryüzünün önemli petrol yörelerinden biri üzerindeki
konumlarıyla Kürtler, halklara düşman gizli diplomasinin kirli pazarlıklarla
bugün de oyun-düzenler oluşturduğu bir bölgede, varlıklarını koruma savaşı
vermektedirler. Bu olgu bizi, en geniş kesimiyle aynı çatı altında yaşadığımız
Kürt halkının sorunlarını tüm gerçekliği ile kavramaya, tarihsel kardeşliğimizi
onların acılı özverilerine dayandırmanın sakıncalarını anlamaya zorlar. Devlet
bütünlüğünü koruma köhne gerekçesiyle, Kürt halkını bugün de ezip sindirme
yolunu tutanlar, bilmedirler ki, tam bir aymazlık içindedirler; iki yanlı şoven
duyguları azdırarak, yerli yersiz suçlama konusu ettikleri parçalanmanın
adımlarını atmaktadırlar. Gençlerimizi yiyip acılarımızı arttırmaktan başka
sonuç vermeyen vahşi saldırıları, kıyımları, kırımları kışkırtma yoludur
bu.
Meclis kürsüsünden konuşan Kürt milletvekiline saldırarak halkı adına
konuşma fırsatı verilmeyen bir Türkiye’de,
Kürt öğretmeni işkenceyle
öldüren subaya, acılılarla alay eder gibi, bir yıl hapis cezası uygun görülen
bir Türkiye’de,
Af-İnfaz yasalarından Kürtlerin yararlanmaması için
yasaların hukuk dışı zorlandığı bir Türkiye’de,
Milletvekillerince
yerinde araştırma-soruşturmaya dayalı kanlı Nevruz raporunun yetkililerce
gözardı edildiği bir Türkiye’de,
Varlığı zaten tartışmalı hukuk
devletinin iyice askıya alınmasına, basının üç gün göz yumması istenen bir
Türkiye’de,
Daha da acısı, istenen üç günün kat kat fazlasıyla verildiği
bir Türkiye’de, ülkenin yazgısı çok kötü çiziliyor demektir.
Böyle bir
devlet yönetiminin, hücre evleri basıldığı savıyla - doğruları, yanlışları ne
olursa olsun - gençlerin, polis timlerince sorgusuz, yargısız öldürülmesine göz
yummasında yadırganacak hiç bir yan yoktur. Bu kıyımların, halkın katılımı
süsüyle, çirkin ayinlere dönüştürülmesi, durumu daha da
ağırlaştırmaktadır.
Çağın çok gerisindeki bu devlet yürütümünü salt
arkalamanın değil, olaylar karşısında susmanın da suça katılmak olacağı
bilinciyle, hiç kimsenin, hiçbir kurumun dar, siyasal kaygılarının aritmetiğine
bağımlı olmadan, hep birlikte şunları söylememizin zorunluluğuna
inanıyoruz:
Bugün sorumlu yerleri ellerinde tutanlarca, Türk Devleti
adına insanlık suçu işlenmektedir. Bizler kendimizi, ulusumuzun tarihine,
insanımızın onuruna sürülmek istenen bu lekeye karşı direnmekle yükümlü
saymaktayız.
Sorumluları tarih, insanlık ve ulusal kamuoyumuz önünde
suçluyor, koşullar elverdiğinde kendilerinden yasalar içinde davacı olma
hakkımızı bir yurttaş olarak saklı tuttuğumuzu duyuruyoruz.
Prof. Dr.
Server Tanilli Vedat Türkali
Bu kitabın bütün geliri, yazarınca,
köyleri yakılarak göçe zorlanmış Kürt köylülerinin hasta çocuklarına
bırakılmıştır.
1919 Samsun doğumlu olan Vedat Türkali İ.Ü. Edb.
Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1942 yılında mezun oldu. Maltepe ve
Kuleli Askeri Liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal
eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl
hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.
Rıfat Ilgaz’la birlikte Gar Yayınlarını kurdu.
Vedat Türkali, Dallar
Yeşil Olmalı adlı oyunu ile TRT 1970 Oyun Ödülü’nü, Bir Gün Tek
Başına ile Milliyet Yayınları 1974 Roman Yarışmasında Birincilik
Ödülü’nü ve Orhan Kemal Roman Armağanını
kazanmıştır.
Senaryolarını yazdığı Karanlıkta Uyananlar ( 1965 )
ve Kara Çarşaflı Gelin ( 1977 ) Antalya Film Şenliği’nde En İyi
Senaryo Ödülü’nü almış; yine senaryolarını yazdığı Bedrana ve Güneşli
Bataklık filmleri de Carlovy Vary Film Şenliği’inde Cidalc ve
İşçi Sendikaları Özel Ödülü’nü kazanmıştır
126 sayfalık bu
küçük kitapta “ “Solumuz”daki kararmanın nedenleri üzerine düşünceler
bulacaksınız”